Mit - Mitoloji Kavramları PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 18
ZayıfEn iyi 
Tolga YAYGIN tarafından yazıldı   
Pazar, 01 Nisan 2012 23:11

MİT NEDİR? : "Mit' (myht) kelimesinin kökeni, Yunancada "anlatı veya "hikâye' anlamına gelen "mythos"tur. İnsan davranışları ve inanışları için model teşkil eden, hayata anlam ve önem kazandıran, dolayısıyla in­sanın kendi hayatını ve etkinliklerini anlamlandırmasını sağlayan ve çoğu zaman bir yaratılışın öyküsünü anlatan geleneksel olarak yaşadıkları toplumlarca "kutsal' ve "gerçek" kabul edilen anlatılara "mit' (myht) adı verilir. Mit kutsal bir öyküyü, başlangıçtaki yeryüzünün hatta kâinatin başlangıcını ve kökenini anlatır. Mitler ço­ğu zaman bir yaratılışın öyküsüdür.

MİTLERİN KAHRAMANLARI : Mitlerdeki kahramanlar veya kişiler olağanüstü özelliklere sahip tanrı, tanrıça, ya- rıtanrı gibi tanrısal varlıklardır. Mitler, çoğunlukla bu olağanüstü ve tanrısal varlık­ların kâinatın başlangıç zamanında yaratıcı etkinliklerini ortaya koyar. Bu tanrısal olağanüstü güçlerin yaptıklarının kutsallığını veya doğaüstü olma özelliğini gözler önüne sererek kâinatın topyekun bir yokluk veya "kaos' denilen bir "kargaşa" halinden nasıl bildik ve tanıdık "evren" düzenine (kozmos) dönüştüğünü anlatırlar.

Bu bağlamda, mitler, kutsal ya da olağanüstü olan güç veya güçlerin dünyaya çeşitli zamanlarda yaptıkları heyecan verici, değişip dönüştürücü ve yaratıcı akın­larının tasvir edildiği öykülerdir.

Mitlerin temel karakterleri veya kahramanı insanoğlu değildir. Ancak mitleri gerçekleştiren tanrısal, olağanüstü karakter veya kahraman insan tavır ve davranış­ları sergiler.

Mitlerin, yaşadıkları kültürlerde "gerçek hikâye" olduğuna inanılır. Bu tür top­lumlarda mitler şu özellikleri gösterirler:

a.                        Mit, tanrısal ve olağanüstü varlıkların eylemlerinin öyküsüdür.

b.Mitlerde anlatılan bu öykü, kesinlikle "gerçek' ve "kutsal' olarak kabul edilir.

c.Mit, her zaman için bir "yaratılış ve "köken'le ilgilidir. Bu nedenle de mitler, insana özgü her anlamlı ey­lemin örnek tiplerini (modellerini) oluşturur.

ç. Hem gerçek hem de kutsal kabul edilen bir öykünün anlattıkları, onlara ger­çek ve kutsal olarak inananlar tarafından örnek alınıp takip edilmesi gere­ken bir model olarak düşünülür. Dahası gerçek ve kutsal olan bu inanış ve davranış biçimleri "sosyal bir ferman"' (social charter) niteliğine bürünerek o sosyal ve toplumsal yapıdaki davranış ve düşünüş biçimlerini etkileyip yön­lendirici bir konuma yükselir.

d.İnsan, miti bilmekle nesnelerin "köken'ini bilir, bu nedenle de, nesnelere egemen olmayı ve onları istediği gibi yönlendirip kullanmayı bu bilgiyle ba­şarabileceğine inanır.

e.     İnsan, mitlerin anlattıklarını kanıtladığına inanılan ritüeller aracılığıyla, kendi­sine, yeniden anımsatılan ve yeniden gerçekleşme aşamasına getirilen olayla­rın kutsal, coşku verici gücünün etkisine girmek amacıyla bu törenleri yaşar.

Bu özelliklerinden de, açıkça görülüyor ki, mitler yaşadıkları toplumlarda yer alan ve gerçek olduklarına inanılan inançlardır.

MİTLERDE ZAMAN KAVRAMI : Mitlerin yer aldığı anlatılardaki zaman kavramı hiç sona ermeyen ve ermeyecekmiş gibi görünen âdeta daimi süreklilik gösteren bir şimdiki zamandır. Mitlerde olayları birbirleriyle "eş süremli”  (senkronik) olarak algılayan dola­yısıyla hepsini "şimdi'ye ve şimdiki zamana bağlayarak açıklayan zaman yer alır.

Mitlerdeki bu zaman anlayışına göre geçmiş şu ana taşınabilecek bir "şimdi'dir; asla geri getirilemeyecek bir zaman olarak düşünülmez. Buna bağlı olarak gele­cek de şimdi ile belirlenen bir zamanın parçasıdır. Mitlerde bu anlamda geçmiş, gelecek ve şimdi arasında bir eş süremlilik görülür. Mitlerin hayata hakim olduğu bu toplu­mun insanı bu yolla söz konusu mitsel olaylardaki sırrı kendi zamanına taşıyacağı­na inanır.

Buradaki akıl yürütme şu şekilde işler: Kökenlerle ilgili mitsel zaman "güçlü bir zaman"dır. Çünkü "doğaüstü varlıkların etkin ve yaratıcı katılımıyla olup bitecek olan, olumlu yönde değiştirilmiştir. Mitlerin ezberden okunması sırasında bu ma­salsı zamana yeniden dönülür, dolayısıyla da anımsanıp yeniden canlandırılan olaylara "zamandaş durumuna gelinir. Dahası bu yolla tanrıların ve benzer mit­sel kahramanların varlığına tanık olunur. Böylece insan mitleri yaşarken "kutsal ol­mayan" kronolojik özellikteki zamanın dışına çıkar, nitelik açısından farklı bir za­mana hem en eski hem de sonsuza kadar yakalanabilecek olan "kutsal' bir zama­nı yaşar. Kamlar veya şamanlar bu zamanı ve kutsallığını avın bereketini arttırmak­ta, hasta olanları iyileştirmekte, yağmur yağdırmakta, kaybolanı bulmakta, gele­cekten haber vermekte kullanırlar.

Mitlerde başlangıç ve yaşanan an (şimdi) birleştirilir. Birbirine eş ve paralel hale gelen bu iki zamanın örtüşmesine de "eş süremli zaman" denilir.

MİTLERDE MEKAN KAVRAMI : Mitlerde mekan kavramı ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi "kutsal' olanla ilişkili ve bu nedenle "kutsal' kabul edilen mekanlardır. İkincisi ise kutsalla ilişkisi olmayan sıradan ve anlamsız olan bu nedenle "kutsal olmayan" mekanlardır.

Mekânı, kutsallıkla ilişkili olarak merkezî bir yapı içinde algılamaya "merkez simgeciliği' adı verilir. Merkezî kutsal mekân anlayışı gök, yer ve yeraltının birleş­tiği kutsal yer anlamındadır.

MİTLERİN İÇERİĞİ VE TASNİFİ : Mitler içeriklerine göre pek çok çeşitlilik göstermektedir. Fakat onları birbirine bağlayan bağ, genellikle mitlerin zamanın ilk başlangıcındaki kararlı ve belirli ya­ratılış olaylarıyla ilgili bilgi içermesidir. En yaygın olarak kabul edilenlerden birisi, mitleri konularına gö­re sınıflandırmadır. Konularına göre mitler iki temel gruba ve alt gruplara ayrılırlar.

A.       Köken ve Yaratılış Mitleri

Bu tür mitler, mitler arasında en yayın olanlardır. İfade ettikleri konulara ve bu ko­nularda gösterdikleri kalıplaşmalara göre alt gruplara ayrılırlar.

    1.      Etiyolojik Mitler : Mitolojik zamanı aşamamış ve yaşam tarzı olarak ilkel topluluklarda çok yaygın olarak görülen mitlerdir. İlkel insanın kafasında oluşturduğu sorulara cevap ver­meyi soyut ve somut her türlü varlığın kökenini izah edip açıklamayı amaçlayan mitlerdir.

    2.      Teogoni Mitleri : Tanrıların ve tanrısal varlıkların kökenini ve nereden geldiklerini konu edinen mitlerdir. Bu tür mitler, çoğunlukla mitolojik zamanı çabuk aşan ve tarihsel zama­na dahil olan, bünyesinde "yüksek" ve "halk kültürü' tabakalaşması oluşmuş yazı­lı kültür ortamına sahip milletlerde görülürler.

    3.      Kozmogoni Mitleri : Evrenin, dünyanın ve özellikle de gök ve gök cisimlerinin nasıl oluştuğunu ko­nu edinen mitlerdir. Kozmogoni mitleri, teogoni mitleriyle de ilişkili ve yer yer örtüşen bir yapıda karşımıza çıkarlar.

    4.      Takvim Mitleri : Zamanın ölçülmesi bağlamındaki dü­şünceleri sembolik bir biçimde anlatan öyküler ortaya çıkmıştır. Bunlar takvim mit­leri olarak adlandırılır. Türk mitolojisinde " Oniki Hayvanlı Takvimin Yaratılışı Mi­ti' böyle bir takvim mitidir.

    5.      Antropogoni Mitleri : İnsanların nereden geldiklerini veya nasıl oluştuklarını konu edinen mitlerdir. Türeyiş mitleri de denilen bu tür mitler, ilk insanın yaratılmasından, insan toplu­luklarının, kabilelerin, soyların boyların ortaya çıkmasına kadar geniş bir alanı içe­rir.

    6.      Totem Mitleri : Bir boyun, soyun veya milletin yaratılışı ve kökenini bir bitki, bir hayvan gibi canlı veya taş, kaya, dağ gibi bir cansız nesneye bağlayarak tanrı-atalar kültü iliş­kisini bu tür bir olguda birleştirerek açıklamasına totem denilir. Bir topluluğun var oluşunu ve kökenini izah eden bu tür mitlere de totem mitleri denilir.

    7.      Kahramanlık Mitleri : İdealize edilen insan kahramanlar, bir misyon ile kendilerini toplumlarına ada­yarak onları çeşitli felaketlerden kurtarmaları veya toplumlarındaki çeşitli kültürel kurumları kuran veya çeşitli kültürel davranışlara model teşkil eden kültürel kah­ramanlar (cultural hero) olarak mitos (mitik anlatım) ve eposun (epik anlatım) içiçe geçtiği anlatılarda yer alırlar. Kahramanlık mitleri doğrudan doğruya atalar kültüyle ilişkilidirler. Türk mitolojisinde Oğuz Kağan ve Dede Korkut bu tür kahramanlar olarak karşımıza çıkar.

B.       Eskatoloji Mitleri

İnsan ve dünyanın geleceğini veya sonunu konu edinen mitlerdir. Çok na­dir olarak bazı ilkel kavimlerin mitolojisinde dünyanın sonu düşüncesini içeren mitler yer almaz.

En ana hatlarıyla mitlerin temel konuları şu şekilde sıralanabilir: Mitler, tanrıla­rın, evrenin ilk insanların yaratılış ve ortaya çıkışlarının yanı sıra ilk günahı; ölümün kökenini; tufan; tanrıların insanları nasıl cezalandırdıklarını; avcılığın başlangıcını; hayvancılığın ortaya çıkışını; bitkilerin ilk olarak nasıl ortaya çıktığını; ateşin köke­ni ve elde edilişini; cinsel hayatın başlangıcını; yeryüzünün ilk çiftini, ilk ailesini; âdetlerin, kurumların, törenlerin, teknik bilgilerin kökenlerini konu edinirler. Mit­lerin çoğu "açıklayıcı' özelliklere sahiptir. Bu özellikleriyle mitler bir çeşit "bilim öncesi bilim' niteliğindedir. Açıklayıcı nitelikteki mitler, "nasıl' sorusunu karşılar­ken, ara sıra "niçin" sorusuna da cevap vermeye çalışırlar.

MİTLERİN ŞEKLİ : Mit, şekli açıdan, kutsal kaynaklar hakkında bilinenlerin sözlü hikayesini sunan bir anlatıdır. Bunun yanı sıra, mitlere ait kısa ifadeler, kinayeli dokundurmalar veya telmihlerle mitsel semboller de bulunmaktadır.

Ancak, "mitler, "masal' (folktale), "epik destari' (epics) ve "halk hikâyesi' (ro­mance) gibi göreceli olarak daha sabit özelliklere sahip anlatılara nazaran çok da­ha değişken ve akışkan özelliklere sahiptirler. Esasen mitlerin yaşadığı kültürlerde öyküler "gerçek" ve "doğru" sıfatlarıyla "mitleri, bunlar dışında kalan "kurgu", "yalan" veya "yanlış' olarak adlandırılan öykülerse sözlü edebiyat olarak ayrılırlar.

Kısaca, mitlerin şeklini belirlemede de esas ölçütün içerik, işlev ve bağlama dayandığı görülmektedir.

MİTLERİN İŞLEVİ : Mitler insan davranışları için örnek modeller olarak işlev görmektedir. Mitlerin sayısız özel işlevleri vardır, fakat bir genelleme yaparak onların davranış için kavramsal bir temel ve pratik davranış örnekleri sunduklarını söyleyebiliriz. Buna bağlı olarak mitler bir dünya görüşü şeklinde birleşir ve bü­tünleşirler. Bu bağlamda, mitler, dünyanın, insanın, diğer varlıkların, coğrafi şartların oluşumunu, kaynağını ve niteliklerini açıklar. Dinsel törenleri, törensel araçların ayrıntılarını ya da tabuların neden incelenmesi gerektiğini ortaya koyar­lar. Köken açıklayıcı (etiyolojik) ögeler bu bağlamda mitlerin en işlevsel unsurları arasındadır.

Mitler sadece dünyanın, insanın, bitkilerin, hayvanların yaratılışını veya köke­nini değil aynı zamanda âdetlerin, kurumların, törenlerin de kökenini veya yaratı­lışını da konu edinirler. Mitler, ilkel ilmî düşüncenin ilk belirtileridir. Ayrıca mitler, sözün başta yazı olmak üzere çeşitli ka­yıt teknolojileriyle kaydedilip saklanmasının henüz bilinmediği dönemlerden baş­layarak sözlü kültür ortamında, söz konusu kavramlaştırmaları derleyip, koruyarak yeni kuşaklara aktaran sözel bir ansiklopedi işlevi görmüşlerdir.

Mitin işlevi Dünya'ya, insanın varlığına ve davranışlarına bir anlam verecek olan modeller koyup bunları açıklamaktır. Bu nedenle de mitlerin insanın oluşumundaki rolü son derece önemlidir. Gerçeklik ve ona ait aşkın (tanrısal) de­ğerler, fikirler yavaş yavaş mitler sayesinde ortaya çıkmıştır. Mitler sayesinde, Dün­ya, kaostan bildik kozmosa veya yeryüzüne dönüşmüş ve bütünleşmiş, anlaşılır ve anlamlı bir hale gelmiştir. Bu sürece bağlı olarak mitler şeylerin nasıl gerçekleşti­ğini anlatırken, bunların kimler tarafından, niçin ve nasıl, hangi şartlar altında ya­pıldıklarını da açıklığa kavuşturur. Bu bağlamda, bütün bu "açıklamalar', insanı az veya çok dolaysız bir biçimde bağımlı kılar. Çünkü tüm anlatılanlar "kutsal bir tarih" oluşturmaktadır ve bunları dinleyen ve inanan insan bu kutsal tarihin bir so­nucu olarak varoluşunu idrak etmektedir. Bu idrak ve inanç bireye bir davranış ve yaşayış modeli de telkin eder ve ondan o şekilde yaşamasını ister.

Mit, anlatıldığı toplumda inanca uygundur, inancı oluşturan ve yönlendirendir. Mit, inançsızlara, bilgisizlere ve şüphe etmeye karşı cevaplarıyla birlikte kendini ortaya koyar. Mitler dogmanın temelidir ve çoğunluk­la kutsal ve törenlerle ilgilidir. Miti bir sembol olarak değil, uzak geçmişte yaşanılan bir gerçeğin ifadesi ola­rak düşünen bilim insanları da vardır. Onlara göre, mit uzak geçmişteki bir gerçek­liğin anlatı biçiminde yeniden yaşanılmasıdır. Mit veya mitler, insanların toplumsal ya­şamlarını belirleyen temel öğelerden biri, bu insanların içinde yaşadıkları toplumu ve dünyayı algılama şekilleridir. Bu bağlamda, her insan kendi toplumunun için­deki diğer kişilerle ve özellikle yakın olduğu gruplarla bir "toplum haritası" payla­şır. Kime, nerde, nasıl davranacağımızı bu toplum haritasına göre biliyor gibiyiz. Bu toplum içindeki insanlar böyle bir temel haritadan hareket ettikleri için anlaşa­bilirler ve içinde yaşadıkları toplumun gereklerini yerine getirebilirler. Fakat belle­ğimizde taşıdığımız bu "toplum haritası" gerçek bir haritada olduğu gibi kesin çiz­gilerle çizilmemiştir. Bu nedenle de, "harita"nın taşıdığı anlamlar esnektir ve -az veya- çok açık bir "simge dağarcığı" yoluyla toplumdan insana, kuşak­tan kuşağa geçer. Varlık bilgisine doğru en eski yola çıkışın ilk ürünleri mitlerdir. Dış dünyamızda, etrafımızda var olan her şeyin adlandırılışı, sınıflandırılışı, anlamlan­dırıldı ve yüzyıllar hatta bin yıllar boyu devam eden tecrübelerin idrak edilmesiy­le ve bunların aktarılmasıyla oluşan ilkel bilim ve din, mitlerin temelini teşkil eder.

Yaşadığımız toplum­da yaşayan ve sürekli kullanılan binlerce "hazır simge' vardır. Bir arada yaşamak bir anlamda bu simgeleri kullanmak demektir. Topluma, toplum tarafından akta­rılmış ve dolayısıyla üretilmiş, kullanılmaya hazır olan bu simgeler arasında en önemlisi "kelimelerdir. "Dil'' bir simge sistemi olarak bize dünyayı algılamayı mümkün kılıyor. Bu bağlamda, mitler belki de en eski "simge dağarcıklarıdır' de­nilebilir.

Mitler ifade ettikleri simgeler nedeniyle, içinde yaratıldıkları kültürün ideolojisi­ni oluşturan ilkel din ve bilimin ifadesidir.

Mitlerin en yoğun olarak kullanıldıkları alanlar­dan birisi de çeşitli hastalıkların tedavisidir. Mitoloji ve halk hekimliğinin iç içe geç­tiği bu uygulamalar köken mitlerinin anlatılması ve bu yolla yaşamın yeniden ya­ratılması fikrine dayalıdır.

Mitler, onlara inanan toplumların özellikle dinsel hayatında son derece önemli bir anlam taşırlar. Onlara göre dünyanın ve hayatın durumunun korunması, ancak mitlerde anlatılan ilk zamanlara ilişkin olayların ibadet ve törenlerde yenilenmesi­ne bağlıdır.

MİTLERİN İCRA BAĞLAMI : Mitin icra bağlamı normal durumlarda bir ritüel, kullanımı onaylanmış bir davranış biçimidir. Mit, kutsal bir davranış şekli için meşruiyet sağlamaktadır.

Bir bakıma, mitin gerçek yönü, dini törenlerde ve ayinlerde bulunmaktadır. Mitten kaynaklanan ritüel, dünya düzeninin savunmasını gerektirmektedir. Mite inananlar onun ifade ettiği kutsal örnekleri uygulayarak dünyanın kaosa sürüklen­mesini önlenmekte olduklarını düşünmektedirler. Yaratıcı bir olayın örneğin, za­manın başlangıcında tanrı tarafından yapılan bir tedavinin yeniden sahnelenmesi mitin ve ritüelin asıl amacıdır. Bu yolla, olay şu anki haline ve sonucuna ulaştırılır.

Bu nedenle, mitler belli zamanlarda anlatılır ve dramatik bir tören olarak can­landırılırlar. Örneğin, kutsal sayılan günlerde ve mevsimlerde, ibadet esnasında, erginlenme törenlerinde, ürün alınırken ya da kıtlık, kuraklık çekilirken anlatılır ve canlandırılırlar. Mitlerin anlatımı ve törenlerde canlandırılması belli kurallara bağlanmıştır. Mitler kutsal olduğu için bunların canlandırılışı da kutsal sayılır. Bu nedenle, mitleri anlatmaya da onları canlandırmaya da ancak belli kimseler yet­kilidir. Mitsel törenlerdeki dans da kutsal ve dini mahiyettedir ve ibadetin önemli bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle de mitsel törenlerde rol alan çalgıcı ve şarkı­cılara da dinsel ve büyüsel yetenekleri olan kimseler gözüyle bakılır. Aynı durum müzik yapılan çalgılar için de geçerlidir. Bunlara kutsal araçlar olarak bakılır ve haklarında pek çok tabular ortaya çıkmış olur.

Mit, kutsal bir tarih olduğundan sadece içeriğinden değil, somut kutsal örnek­lerinden dolayı da doğru ve gerçek bir tarihtir. Köken mitlerinin anlatımı çoğu za­man kültle bir arada yürütülür. Çünkü o kültün kendisidir ve hangi kültün hangi amaçlarla kutlanılacağına dair katkıda bulunur.

Tüm bunlar, mitlerin neden doğru ve gerçek hikâyeler olarak kabul edilip kur­gu, yalan veya yanlış hikâyelerden ısrarla ayrılmalarının açıklaması niteliğindedir. Bunun dışında, mitlerin gerçeğinin mantıksal bir nedeni yoktur. Dahası gerçekliği tarihselliğinden de kaynaklanmaz. Ancak bunlar dini ve büyüsel bir düzenin de üstündedir. Kültün amaçları için mitin yeterliliği ve gücü, dünyanın ve yaşamın ko­runması tamamen mitlerdeki kelimelerin büyüsünde yatar.

Açıkça görülüyor ki mit gibi çok içerikli, çok yönlü, çok işlevli ve çok şekilli bir olguyu belirlemede ve tanımlamada icra bağlamları da son derece önemli bir yere ve role sahiptir. Bu nedenle bugüne kadar yapılan mit tanımları arasındaki farklı­lıkların büyük bir kısmı içerik, şekil, işlev ve bağlam ölçütlerinden birine veya iki­sine yoğunlaşıp diğerlerine yeterince eğilmemelerinden kaynaklandığını söylemek mümkündür. Doğru bir mit tanımı için bu dört ölçüte de eşit oranda dikkat etmek özellikle de icra bağlamında mit anlatısına eşlik edecek veya onu dramatik bir bi­çimde canlandıracak töreni göz önünde bulundurarak karar vermek gereklidir.

Mitlerde anlatılan olayların onlara inanan birisi için doğru bir geçerliliği ve ger­çekliği vardır. Bu nedenle, mit teriminin günlük dilde kullanımı veya mit teriminin " doğru olmayan, hayali, uydurma, yanlış yola saptırıcı şeyler” için kullanılması gerek geleneksel ve gerekse bilimsel yönden hatalıdır.

MİTOLOJİ NEDİR? : Mitoloji (Myhthology) sözcüğü eski Yunanca "mythos ve "logos sözcüklerinin birleştiril­mesiyle oluşturulmuştur. Mytos kelimesi Eski Yunanda 2400 yıl önce icat edildiğinde adeta "gerçek"le eşanlamlı olduğu düşünülen "tarih" (history/historia) teriminin karşıtı olarak düşü­nülmekteydi. Bu nedenle tarihçi Heredot miti "tarih değeri olmayan, güvenilmez söz' olarak tanımlamaktaydı. Aynı nedenlerle filozof Platon miti "gerçeklerle ilişki­siz, uydurma, boş ve gülünç bir masal' olarak niteler.

Mitoloji çalışmalarında "eski tanım" olarak da bilinen bu tanım başta Broslav Malinovski olmak üzere 1920'lerden itibaren sosyal bilimcilerin mitlerin yaşamak­ta olduğu kültürlerde yaptıkları alan araştırmalarıyla elde edilen bilgiler ışığında geçerliliğini yitirmiştir. Mitlerin yaşadıkları kültürlerde o toplumun bireylerince "gerçek" ve "kutsal' olduğuna inanılmasının ortaya çıkışı ve adeta bir "sosyal fer­man" niteliğinde toplumun gelenek göreneklerine ve inançlarına yön verdiğinin anlaşılması, "yeni mit' tanımının yapılmasını sağlamıştır. 

 

Giriş Yap



Kimler Sitede

Şuanda 19 konuk çevrimiçi

Paylaş




Destekleyen Joomla!. Designed by: joomla templates vps hosting Valid XHTML and CSS.