Yeni Türk Edebiyatı-Giriş PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Tolga YAYGIN tarafından yazıldı   
Çarşamba, 09 Kasım 2011 22:19

YENİ TÜRK EDEBİYATI

  

                Yeni Türk edebiyatı, Tanzimat’ın ilanından sonra (1839) başlayan batılılaşma sürecinde geliştirilen son yüz elli yıllık edebî hareketlerin genel adıdır. Önceleri daha çok Fransız edebiyatını örnek alarak oluşan bu dönemin, İbrahim Şinasi’nin (1826-1871) edebî faaliyetleri ile (1859) başladığı kabul edilir.

 

  

Yeni Türk Edebiyatını Hazırlayan Sosyal-Tarihsel-Kültürel Zemin

  

                Türkiye’de batılılaşmanın resmî olarak 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edilen Tanzimat Fermanı’yla başladığı kabul edilir (Gülhane Hatt-ı Hümayûnu)

 

 

                III. Selim siyasi alanda batıya elçiler gönderdi. 1831’de ilk nüfus sayımı yapıldı. Bu dönemde kurulan yeni okullar ve Tercüme Odası (1821) Fransızcanın yaygınlaşmasını sağladığı gibi, yurt dışına öğrenci gönderilmeye başlandı. Yine 1831’de ilk gazete, Takvim-i Vekayi çıkarıldı.

 

 

                Gülhane’de okunan Tanzimat Fermanı, yeni bir dönemin başladığını ifade etmektedir. Bu fermanı 1856’da Islahat Fermanı izlemiştir.

 

 

                Bu dönemde ayrıca eğitim ve kültür alanında önemli değişiklikler göze çarpmaktadır. Meclis-i Maarif-i Umumiye adlı kurum Maarif Nezareti’ne dönüştürüldü ve böylece ilk eğitim bakanlığı kurulmuş oldu (1846). Rüşdiyelerin sayısı artırıldı. 1858’de kız öğrenciler için Rüşdiye kuruldu. Yönetici yetiştirmek için Mekteb-i Mülkiye (1859), lise dengi okullar olarak idadîler kuruldu (1873). Özel okullar açıldı. Öğretmen yetiştirmek için Darülmuallimîn (1868), kadın öğretmen yetiştirmek için Darülmuallimât (1870) kuruldu. Üniversiteye ders kitapları hazırlamak amacıyla ve Batı’daki örnekleri gibi bir bilimler akademisi niteliği kazanması düşünülerek Encümen-i Dâniş kurulur.

 

 

                Takvim-i Vekayi’den sonra yarı resmî Ceride-i Havadis (1840), ilk Türkçe özel gazete olarak Tercüman-ı Ahval (Agâh Efendi ve Şinasi tarafından 1860) yayına başladı. Burada, ilk edebî tefrika olarak teknik bakımdan oldukça başarılı bir örnek olan Şair Evlenmesi piyesi yayınlanır. Bu ilk örnek aynı zamanda bu dönem edebiyatının da bir göstergesi niteliğindedir. Bu dönemin önde gelen yazarları aynı zamanda gazetecidirler. Münif Paşa’nın çıkardığı Mecmua-i Fünûn (1862) ilk dergidir.

 

 

                Bu dönem aynı zamanda birçok önde gelen edebiyatçının da katıldığı örgütlü mücadele dönemidir. Öncülüğünü Ali Suavi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Mithat Paşa’nın yaptığı Genç Osmanlılar örgütü, parlamenter rejime geçilmesini istiyordu.

 

 

                Bundan sonra otuz yıl sürecek II. Abdülhamit yönetimi, devletin çöküşünü geciktirmek için uygulanan usta politikalara, yeni nesillerin yetişmesinde önemli rol oynayacak yukarıda belirtilen birçok yeni okulun açılmasına karşın, özellikle aydınlar üzerindeki sıkı baskı ve sansür yüzünden düşünce ve edebiyat hayatının akışını etkileyen önemli bir etken olarak ortaya çıkacaktır.

 

 

                Nitekim II. Meşrutiyet’in ilanından kısa süre sonra Balkanlarda çıkan ayaklanma ve kopuşlar, ardından I. Dünya Savaşı, Osmanlı Devletinin sonunu hazırlayacaktır. Bu süreç bir taraftan da düşünce ve sanat alanında çok çeşitli akım ve faaliyetlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık gibi anlayışlar bu dönem siyasal ve edebî kültürünün en önemli unsurlarının başında gelmekteydi.

 

 

                Bununla birlikte bu dönemde ortaya çıkan edebî faaliyetler aynı zamanda Cumhuriyet dönemi edebiyat ve düşüncesini hazırlayan bir nitelik taşımaktadır. Edebiyat dilindeki sadeleşme ve Batı edebiyatlarının daha yakından izlenir duruma gelmesi bu dönemin Cumhuriyet sonrası edebiyatını hazırlayan kazanımları arasındadır.

 

 

                Batı’ya yöneliş, Kurtuluş Savaşının ardından Osmanlı Devletinin yerine yeni bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile yeni bir aşamaya geçmiştir. Üniversite reformu, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti ile Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin kurulması, alfabe değişikliği, laikliğin benimsenmesi edebiyattaki gelişmeleri etkileyen önemli adımların başında gelmektedir.

 

 

                Yeni Türk Edebiyatı’nın oluşumu bütün bu süreçlerin bir parçası, yönlendiricisi ve temel ögesi olarak gerçekleşmiştir.

 

  

Yeni Türk Edebiyatında Adlandırma Sorunları ve Dönemleri

  

                Şu başlıklar yeni Türk edebiyatının ana hatlarını vermektedir:

 

 
  1. Tanzimat (Yenileşme Dönemi) Edebiyatı (1859-1896)
    1. Tanzimat’ın Birinci Kuşağı (1859-1876)
    2. Tanzimat’ın İkinci Kuşağı (1876-1896)
    3. Ara Nesil
  2. Servet-i Fünûn Topluluğu (1896-1901)
    1. Servet-i Fünûn’u Devam Ettirenler : Fecr-i Âti (1909-1912)
  3. Millî Edebiyat (1911-1923)
    1. Milli Edebiyat’ın Devam Ettiği Yıllarda Görülen Öteki Edebi Etkinlikler
  4. Cumhuriyet Dönemi (1923-….)
    1. Atatürk Dönemi (1940’a kadar)
    2. Çağdaş Türk Edebiyatı (1940’tan sonra)
  

On dokuzuncu yüzyıl Türk edebiyatı, klasik edebiyatın kendisini yenileme gücünü yitirdiği ve yeni arayışların edebiyatımızda ilgi çektiği bir dönemdir. Tanzimat Döneminin ilk kuşağını temsil eden sanatçılar Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’dir. Birinci kuşağın bu önde gelen temsilcileri iki noktada edebiyatın niteliğini değiştirmişlerdir.

 

 

1.       Edebiyatın topluma yönelmesi gerektiği ve buna bağlı olarak, dilin sadeleşmesi

 

 

2.       Felsefî, sosyal veya politik kavramların eski şiirdeki mazmûnun yerini almasıyla oluşan içerik değişmesi.

 

  

Bunlar, edebiyatın işlevinin, eskiden olduğundan farklı olarak, güzellik yerine fayda anlayışına dayanması sonucunu doğurmuştur.

 

 

Yenileşme döneminin ikinci kuşak sanatçıları, öncekilerden farklı olarak toplum için sanat anlayışını terk etmiş, edebiyatta güzellik prensibini esas almışlardır. Bu kuşağın önde gelen ismi Recâizâde Mahmut Ekrem (1847-1914), teorik çalışmalarıyla kendisinden sonraki kuşakları etkilemiştir. Ona göre sanatın gayesi güzelliktir ve güzel olan her şey şiirin konusu olabilir. Güzelliğin kaynağı ise tabiat ve insandadır. Böylece tabiatı gözlemeyi ve insan duygularını esere yansıtmayı estetik prensip olarak kabul eden Romantik akımın görüşünü Türk edebiyatına getirmiştir. Biçim konusuna oldukça önem veren Ekrem, şiir dilinin kendisine özgü bir söz varlığına sahip olduğunu düşünür.

 

 

Sadece ikinci kuşağın değil,yenileşme döneminin önde gelen şairi kuşkusuz Abdülhak Hamit’tir (1853-1937).  Batı şiirinde gördüğü hemen bütün özellikleri şiirlerinde uygulamaya çalışmıştır. Hamit’in şiirlerinde de aşk, tabiat ve ölüm büyük yer tutar. Ancak o bu temleri Ekrem’de olduğu gibi kişisel ve duygusal ölçekte kullanmakla kalmaz, metafizik boyutlarıyla da ele alır.

 

 

İkinci kuşak şairler Batı tarzı şiir biçimlerini uyguladıkları gibi şiirin konularını da alabildiğine genişletmişlerdir. Hem içerik hem de biçim bakımından bu kuşağın eserleri, yenileşme döneminde ileri bir aşama kabul edilir.

 

 

Edebiyatımızda Türkçe yazılmış ilk roman Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ıdır (1873). Bununla birlikte türün yerleşmesinde önemli rol oynayan isim Ahmet Mithat’tır. Ahmet Mithat Efendi, halk için halk dili ve duyuşuyla yazarak Türk edebiyatında popüler roman çizgisini başlatmıştır. Dönemin hikâye ve romanları özellikle romantizmin etkisi altında yazılır. Bu konuda realist-natüralist anlayışın ilk örneğini veren Nabizâde Nazım diğerlerinden ayrılır. Türk edebiyatında ilk gerçekçi roman onun Karabibik (1890) adlı eseridir. İlk tarihî roman ise Namık Kemal tarafından yazılan Cezmi’dir (1891). Ayrıca Samipaşazâde Sezaî’nin Següzeşt’i, Recaizâde Ekrem’in Araba Sevdası ve Mizancı Murat’ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı adlı romanları türün bu dönemdeki önemli örnekleri arasındadır.

 

 

Öncelikle daha çok bilimsel yazıların yayımlandığı bir dergi olan Servet-i Fünûn dergisi, Recaizade’nin girişimiyle Tevfik Fikret yönetimine geçince bir sanat, edebiyat dergisi haline gelmiş ve Batı tarzı edebiyatın yaygınlaşmasını amaçlayan yazarları bünyesinde toplamıştır. Bu yüzden burada yazan yazarlar topluluğuna Edebiyat-ı Cedide  dendiği gibi derginin adıyla da anılmışlardır. Öncülüğünü Tevfik Fikret’in yaptığı topluluğun şiirdeki önemli temsilcileri Cenap Şehabettin, Hüseyin Siret, Hüseyin Suat, Ali Ekrem, Süleyman Nazif, Faik Âli ve Celal Sahir’dir. Romanda ise Halit Ziya, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Ahmet Hikmet, Safveti Ziya başlıca temsilcileridir.

 

 

Yenileşme dönemi şiirinde eski ve yeni nazım biçimleri bir arada  kullanılmakta iken Servet-i Fünûn şairleri eskiyi bırakarak tamamıyla yeni ve Batı tarzı biçimlere yönelmişlerdir.

 

 

Servet-i Fünûn topluluğunun romandaki en başarılı temsilcisi Halit Ziya’dır. Mehmet Rauf’un Eylül’ü (1901) ise en başarılı psikolojik Türk romanları arasındadır. Servet-i Fünûn romanı teknik özellikler bakımından önceki kuşaklara göre ileri bir seviyede bulunsa dahi dil bakımından bir geriye gidiş söz konusudur.

 

 

Bu dönemde yazan Hüseyin Rahmi, Rıza Tevfik, Mehmet Emin ve Mehmet Âkif gibi sanatçılar topluluğun edebi anlayışını benimsememişlerdir.  Hüseyin Rahmi, Türk edebiyatının ilk büyük natüralist yazarı olarak anılmış, Rıza Tevfik tekke ve halk şiiriyle nefesler söylemiş, Mehmet Emin hece vezniyle hamasi şiirler söyleyerek yeni bir çığır açmıştır. Mehmet Âkif ise aruz vezninden vazgeçmeden realist ve toplumcu bir şiir kurmuştur. Servet-i Fünûn dergisinin 1901’de kapanmasıyla II. Meşrutiyet’in ilanı arasında yetişen genç kuşak Fecr-i Âtî adı altında bir araya gelerek yeni bir hareket başlatmak istemişlerdir (1909-1912). Sanat görüşleri bakımından Servet-i Fünûnculardan pek farklı olmayan bu gençlerin en önemli prensibi, “sanatın şahsi ve muhterem” oluşu esprisiydi.

 

 

Türkçülük akımı, edebiyat alanında ilk çıkışını Genç Kalemler dergisindeki “Yeni Lisan” makale dizisi ile yapar (1911). Milli edebiyat adı ilk kez burada kullanılır. Ömer Seyfettin ve Ali Canip’in başında bulunduğu bu dergi hareketine Ziya Gökalp’in katılmasından sonra ise hece vezni de milli vezin olarak savulmaya başlar. Bu hareketin etkisiyle yazan yazarlar, dilde sadeleşmeyi sağlamış, konuşma dili ile yazı dili arasındaki mesafeyi kapatmışlardır.  Ayrıca eserlerin konu ve tiplerinde tekrar bir genişleme daha görülmüş, İstanbul dışına yönelen bir ilgi başlamıştır.

 

 

Milli edebiyat döneminin roman türündeki en önemli temsilcileri Halide Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri olmuştur. Ömer Seyfettin ve Refik Halit Karay ise hikâye türünde ilk akla gelenlerdir.

 

 

Cumhuriyet’ten sonraki Türk edebiyatını iki dönem halinde ele almak mümkündür: 1940’a kadar olan Atatürk dönemi edebiyatı ve 1940’tan sonraki modern dönem. İlk dönemin en önde gelen şairleri Necip Fazıl ve Nazım Hikmet’tir. Ayrıca, Ahmet Muhip Dıranas, Ahmet Kutsi Tecer ve Ahmet Hamdi Tanpınar, Fransız sembolizmini izleyerek hece vezninin Türkçe’deki ritim başarısını sağlamışlardır.

 

 

Orhan Veli ve arkadaşlarının şiirde bütün kuralları bir yana atmak sloganı ile başlattıkları GARİP Hareketi, Türk şiirinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturur. Batı edebiyatını eş zamanlı bir biçimde daha yakından izleyerek şiiri şiir yapan geleneksel bütün kuralları bir kenara bırakmak arzusu, aynı zamanda şiirin konularını da en alelade şeylere kadar genişletti. Garip hareketinin temizlediği alan ise İkinci Yeni şairleri tarafından doldurulacaktır. En önemli temsilcileri Ece Ayhan, Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya olan İkinci Yeni şairleri, dünya ölçeğinde modern bir şiir kurmuşlardır. Dili şiirin temel malzemesi halinde görme bilinci, anlam karartmaları bu şiirin en önemli özelliklerindendir.

 

 

Bunlar dışında, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Âsaf Halet Çelebi, Attila İlhan ve Behçet Necatigil’i de dönemin önde gelen şairlerinden saymak gerekir.

 

 

Cumhuriyet Döneminde ayrıca önemli roman ve hikâye yazarları da yetişmiştir. Sabahattin Ali, Memduh Şevket, Sait Faik ilk dönemde, Tomris Uyar, Mustafa Kutlu, Rasim Özdenören ikinci dönemde dikkati çeken hikâye yazarlarının başında gelmektedirler. Roman türünde ise Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk Cumhuriyet döneminde yetişen önemli sanatçıların başında gelmektedirler.

 

 

Tolga YAYGIN

Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Kasım 2011 22:24
 

Giriş Yap



Kimler Sitede

Şuanda 70 konuk çevrimiçi

Paylaş




Destekleyen Joomla!. Designed by: joomla templates vps hosting Valid XHTML and CSS.